Yangın

İçimdeki yangının aleviyle birlikte kavrulan hayallerim…

Düşlerim…

Sönmeyi bekleyen bu alevin, suya uzaklığı beni kahrediyor. Tenim, bu alevden içten içe kavrulurken bunu söndürmek yerine daha da alevlendirenlerin zalimliği kahredici. Acımasız hayatın verdiği acılar, can yakıcı değil mi? Elbet hepimiz baş etmişizdir bu yangınla. Tıpkı bir apartmanda çıkan yangında olduğu gibi kaçışmaya çalışanlar var içimde. Düşlerim etrafa kaçışıyor. Nereye gideceğini bilemez ve nefes alamaz haldeler. Yardım edin diye yalvaran küçük bir çocuk kaldı içimde. O çocuğu kurtarmaya gelecek kimse yok gibi etrafta. Yalnız ve elinde oyuncağı ile kenarda bekleyen ve korku dolu bakışlarla yangını izleyen bir çocuk. Bu çocuk ne yapacağını bilemez halde. Annesini kaybetmiş ve ona elini uzatacak birine ihtiyacı var.

Siz de bu çocuk gibi bir yangın ortasında kaldınız mı hiç?

Kendinizi yalnız hissedip bir yandan da ayakta durmaya çalıştınız mı?

Ne yapacağınızı bilemez hale geldiniz mi?

Biliyorum…

Herkesin elbet hissettiği bu yangın, bazen derin izler bıraktı bazen de her şeyi küle çevirdi iz bile bırakmadı. Ama hayat devam ediyor. Yanıklarla, darbelerle, izlerle yine de devam ediyor. Yangının ortasından bir şekilde kurtulmayı başaran o çocuğun zihninde kalanlar ne olacak peki?

Tabii ki hiçbir şey…

Bazen bu yangını hayatımıza giren insanlar başlatıyor. Bazen de kendi kendimizi yakıyoruz. Hatta iz bırakmayı geçin o içimizdeki çocuğu yakarak öldürüyoruz. Her ne kadar acı verici olsa da bunu yapıp bir gaddara dönüşüyoruz. Hayat acımasızsa ben daha acımasızım diyerek yolumuza devam ediyoruz. Gamsız ve acı hissetmeyen bir yaratık doğuruyor bu yangın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.